Miraç iradenin (Allah’ın) tecellisidir..
Vahy eden ve ilmi leddün bildiren Allah’ın Rasûlü değildir, Muhammedi Rasûlün Allah’ı’dır.
Allah, dolayısıyla irade Rasûlünden alemlere R’AHMET eylemektedir.
Allah’ı ararken Rasûlü-Muhammed’in Allah’ı’nı aramak şarttır, Muhammedin Allah’ına erişmek, Adem’iyet’e er’dirilmek ile başlar. Tekrar diriliş batıni alemlerde vücud bulmaktır.
Silsile-i tarikin başlangıcı bizatihi Allah’ın yarattığı Adem olabilmektedir.
İradenin kudsi sahibi Allah ki, Hakk’ikat’te bir ol’an ve iradeyi İrşad eyleyen (bilinmez bilinemez olandır) O’dur.
İradenin üstünde iradeyi yaratanın olduğu akledilmedir.
O’ derken isimsizliğini ve her şey içinde bilinmezliğini, Allah derken ilk ve Bir ol’an ismin (esmanın) tecellisini idrak etmeliyiz.
Allah’tan başka ilah yoktur hakikati de, iradesini ilâhi boyutunda, uluhiyetinde sabite tutmasıdır.
Kur’an’da zikredilen “her türlü övgü ve hamd Allah’a aittir” kelâmı, Hû’nun yarattığı iradesinin batıni bilinirliğine atıftır.
O’, yücelikten münezzeh Hû nefes, Allah esması içine irade-i (nefesini) üflemiştir. Allah’ın iradesi olarak idrak eylediğimiz kudsi irade, O’nun yaratmasının en büyük delili ve işaretidir.
Allah ismi Hû’nun iradesini taşıdığından bir bakıma iradenin ismi Allah olarak akledilmektedir. Dolayısıyla Hakk’ikat’te Allah ismi irade eyleyen ilk Mürid’dir.
Allah yarattı Allah’tan yaratıldı gibi kavramlarımız yine Hû’nun iradesi içinde yaratılmışlığımıza denktir. Haşa O’ doğmamış, doğrulmamış, doğurmamıştır.
İ’ns’an’ın kutsiyeti iradeye mazhar ve muhattap kılınmasıdır, haşa Hû’nun muhattabı yaratılmamıştır.
Allah isminin yaratılmış tüm isimlerin en yücesi olması, Rahman ve Rahim sıfatlarından Allah’ın fiillerini ortaya koyması ve dahi Lâ’ilâhe’illâllah zikri bilinmeyen ve bilenemeyecek olan Hû nefesin BEN yokum Sen varsın deyişidir.
Lâ’ilâhe’illâllah zikrinin mührü Hû’nun nefesi ile açılır. Bu ilahi zikrin sahibi hakikatte O’dur.
Allah ismi irade’nin tecelli makamıdır..
Muhammedi varlığın miracı ve Allah’ın katına yücelişi irade eyleyene vuslatıdır.
Tüm ilmi leddün ve olağanüstü iç hallerin hadiseleri iradeye, Allah’a yüceliş ile kesb’edilir. Ayetullah ve hadislerin Hakk’ikat’i de bu doğrultuda beyan edilmiş açıklanmıştır. ( Necm/10- Allâh o anda kuluna vahyini bildirdi.”)
Allah irade-i temsilen irade eylettirenin Hakk’ikat’ini yok’luğundan varlığına bildirmiştir, indirilen Kur’an’ı Kerim, Kerim olan Allah’ın iradesine kulluk bilincinin erişimidir.
Hû’nun katı diye kat ya da katman mevcut olmayıp, hû Var’lık tüm mevcudattan kat be kat tenzihtir. Soyut yani batıni alemdeki ilk mevcudatı Allah ismi olup, fiilini aşikar eyleyecek sıfatlarını Allah’ın içindeki sırra nakş eylemiştir.
İ’ns’an’ın sırrına erişmesi Allah’a ulaşması ile mümkündür, sırdan kast Ru-hû nefes değildir, O’nun fiillerini işleyişi idrak eyleyebilmek Adem yani İ’ns’an için en yüce sırdır.
Hû sır değildir, çünkü her sırrın açığa çıkması Hakk’ikat’i mevcudat içindir, Hû Var’lık alemlerin tüm sırlarından münezehlik ile tenzihtir.
O’nun teşbih’i ilâhi sırrıdır.
Çoğunluğun kendine ilâh arayıp yaratması ve Allah’ı’nı araması da ilk yaratmanın alt katmanlara dek yankılanan (izleridir) tezahürleridir. Seni Kendime ilâh seçtim kelâmı kendiliksiz olan Hû’nun iradeyi Allah lafzından bildirmesidir.
Hz. Süleyman’ın hayy’atiyet içindeki yaşamı buna en yakin örnektir. Allah’ın iradesi ve kudreti hz. Süleyman ile vücud bulmuştur.
Hû’nun Allah kelâmı, kelâm eylenirken muradı nefesin tecellisidir.
Hû nefes, Allah zikrinin içindeki tecellilerini vücuda çepeçevre kuşatır. Allah ismini Rahman ve Rahim olarak ikiye ayrıştırırken, bütün bir esmayı ikiye ayırmış olur.
Bu ayrışma bütünlüğe haşa zarar zeval değil bilakis zıddıyla iradeyi yaratmasının kudretini açığa çıkarmaktadır.
Rahman’da Rahim Rahim’iyet’te Rahman’iyet kesb’edilir.
Tıpkı Rahman ve Rahim’i temsil eden Adem ve Havva misali, ikisininde bir elmadan ısırışı (tadışı) gibidir.
Hangi yarıdan her kim ısırırsa ısırsın bütünü müşahadedir, Rahman’da Rahim’iyet’te Allah’ın iradesi içindedir.
🥀İllâ Hû…🌳