Öylesine üzgün bir ruh haliyle attım ki bu başlığı… Şöyle bir gözümü kapatıyorum, 90’lardaki vahşetler geliyor gözümün önüne… Bosna’da acımasızca öldürülen Müslüman kardeşlerimiz, Kosova’da katledilen kardeşlerimiz ve tabi ki Filistin’de yıllardır esaret altında yaşamaya çalışan kardeşlerimiz. Her insan bir değerdir bu dünyada. Nasıl olmasın ki? Cenab-ı Hakk bizleri bu aleme gönderirken kendi ruhundan üflemişti. Ama nasıl oluyor da kimileri bu kadar acımasız, vahşi ve menfaatlerinin peşinde koşabilirdi?

Bugün ülkemizde acaba kaç kişi Çameria Sorunu’nun ne olduğunu biliyor? Bilgilendirmek maksadıyla söylemem gerekirse 650.000 civarındaki Müslüman Arnavut, Yunanistan’ın Çameria bölgesinden sürgün edildi. Yani anavatanlarından… Ve Arnavutluk’un Yunanistan sınırında yaşayan bu insancıklar hâlâ “bir gün topraklarımıza döneceğiz” umuduyla yaşıyorlar. Bugün Ege bölgesi, İstanbul ve Antalya’da yaşayan Arnavut kardeşlerimizin hemen hemen hepsi Çameria bölgesinden zorla göç ettirildi (Göç ettirilen Arnavutların sayısının 450.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir). Avrupa’da yaşanan bu trajedi halen devam etmekte. Günümüzde Çamerialı Arnavutlar’ın Yunanistan’a girmemesi için yetkililer ellerinden geleni yapmaya devam ederken, girebilenler de gözaltına alınmakta.

Siyonist terörist israil, 14 Temmuz’da Müslümanların Cuma namazı kılmalarına engel olmuş ve o günden sonra akla hayale gelmeyecek yöntemlere başvurmuştu. X-ray cihazları, CCTV kameraları derken şiddetin ardı arkası kesilmedi. Kim ses çıkardı buna? Amerika, keşke çıkarsaydı ama nerede o cesaret? Avrupa Birliği’nden bir iki cılız ses yükseldi. Bizim ülkemizin ana muhalefet lideri bile kınayamadı bu teröristleri. Ne olmuş bize böyle demekten alamıyor kendini insan. Dünyanın neresinde bir bomba patlasa hemen Müslümanlara terörist yaftası vurmaya alışık diller, neden Mescid-i Aksa’da olanlara seslerini çıkarmadı? Neden Müslümanları ikinci sınıf insan olarak görüyorlar hâlâ? Fakat şu da çok acı bir gerçek ki, Müslümanlar olarak kendi içimizde bir olamıyoruz. Sonra da başkalarının tepki göstermesini bekliyoruz.

Dün ise Mescid-i Aksa’ya yönelik olan ibadet yasağı kaldırıldı. İşte şimdi birlik olma zamanıdır. Kutsal yerlerimize sahip çıkma zamandır. Ki Kudüslü Müslümanlar yarın hep birlikte gidiyorlar Harem-i Şerif’e. Bu Müslümanların israile karşı kazandıkları bir zafer olarak görülebilir. Ama her şey şimdi başlıyor. Samimiyet eksikliğimizi atıp, birbirimizi hor ve hakir görmeyi bırakıp, mezhep çatışmalarından sıyrılıp birlikte olmamız gerekiyor. Suudi Arabistan nasıl da Amerika’nın her dediğini yapıyor, gördükçe içim ezilir… Bir kere de din kardeşinin yanında yer almaz, mezhebi, ırkı ne olursa olsun. Son günlerde gelen haberler de Suudi Arabistan’ın ekonomisinde düşüşün olduğu yönünde. Eee, sen manayı, kardeşliği, din kardeşliğini bırakırsan ve maddenin peşinden koşarsan elbette bir gün elinden kayar gider.

Ama umudumuz var. Allah’tan nasıl kesebiliriz ki umudumuzu, ümidimizi?

Samimiyetin arttığı, düşmanlıkların unutulduğu ve tüm dünyaya Müslümanlığın gerçek, Muhammmedi duruşunun gösterildiği bir Cuma günü diliyorum. Muhabbetle.

Yorumlar

  • (not be published)