Akletmek Nerede?

Sinem Dilara Çimdiker
Tarih Mart 29, 2020, 4:54 pm
4 mins

Bazen insan nereden başlayacağını bilemez olur. Sanki ne taraftan tutsa elinde kalacakmış hissi sarıverir her yanını.

Yüce İslâm dinimizin bir popüler kültür haline gelmiş olmasına mı yanalım yoksa günümüzde popülaritesini kaybetmesine mi bilemiyorum doğrusu. Popülarizm adı altında değerlerimiz heba oluyor haberimiz yok. Bir kullan at toplumu haline getirdiler bizleri. Doymak bilmeyen bir nefsin hevasına doğru kapılmış gidiyoruz. Yeni, popüler, güncel kelimeleri hayatımıza girdiğinden beri hiçbir şeyin yolunda gittiği söylenemez. Öyle ya dini de popüler konuma getirdik. Bir zamanlar Yüce İslâm dini -onların tabiri ile- popülerliğini tamamlamış, revaşta olan bir din idi. -Tabiri caizse- her önüne gelen İslâm dinini seçmeye başlamıştı.

Aslında bendenize göre İslâm dininin bu denli basitleştirilmesinin sorumlusu tamamiyle insalık idi. Kur’ân Azimüşşan’ın “Aklet!” nidâsını duymadığımız her vakit koca bir boşluğa sürüklenmekteyiz. Rabbimin biz aciz kullarına bahşettiği Kur’ân-ı Kerim sadece ve sadece zahiri işleri düzenlemek için mi gönderilmiştir? Furkan libasını üzerine giymiş adeta yürüyen bir Kur’ân olan Peygamber Efendimiz girdiği her toplulukta muhabbetin kıymetinden, aşkın hakikatinden, Mevlam’ın güzelliklerinden bahsederken biz nasıl olur da sevgiden yoksun bir kurallar silsilesine din deriz.

Akletmek nerede?
Sevgiden tezahür eden bu âlemin insanın iç âlemine nüfuz edişi hani nerede?

Hakikatin ve muhabbetin kıymetini içinde barındıran dinimiz ne zaman kültürel bir popülarizm haline geldi. Doğru ya fıkıh ve din âlimleri hırsızlık yapan bir kişinin elinin ne kadarının kesileceğini konuşadursun ya da bir eşeğin sütünden içen bir insanın eşeğin sıpasıyla olan kardeşliğinden dem vursun. İnsanlarımız da bu din senin şu din benim gezinedursun.

Bir sabah Müslümanken ertesi sabah Yahudi uyanabilen insanlarımız var! Bir de bu suçu tamamiyle tasavvuf büyüklerine atan akademisyenlerimiz var.
Bugüne değin içi boşaltılan bir tasavvuf anlayışı var mıydı?
Evet, vardı.
Lakin şimdilerde Hakikat Erleri’nin kadir kıymet bilmeleriyle İslâm dini büyük bir şahlanışa geçmiş vaziyette. İslâm âlimi olarak geçinenler dinin zahiri hengamesinde kayboladursunlar, bir kesim akademisyenler tasavvufun içi boşlatıldı desinler, bugün bu yüce değer capcanlı yaşanmakta. Siz ister kabul edin ister etmeyin, bugün bu meydanda ser-baş olmuş Hakk Yârenleri hadimü’l fukaralık yapmakta, hizmet üstüne bir hizmet ile bugün putlar yıkılmaya çalışılmakta amma anca görünür; gözü açık olana…

Âmâ’ya ise bir kuru laf gelir söylediklerimiz…

Bir Onceki Yazi

CİDDİYET ÜZERİNE

Bir Sonraki Yazi

Nefs ve Ruha Dair

Yorumlar

  • (not be published)