ÇOKLUĞUN İÇİNDEKİ TEK’LİK

İlim İrfan Çimdiker
Tarih Aralık 21, 2019, 5:08 pm
4 mins

Çokluk, tekliğin yeterince anlaşılamamasından kaynaklanan bir yanılsamadır. İnsan, madden ve manen bir farklılık varmışçasına kendini âlemden uzaklaştırmaktadır.

Kendimizi bir bilinmezlik içinde kaybediyoruz. Bizi kontrol eden nefsin emri altında yaşıyoruz.

Sahi neyi istiyoruz bu hayatta?
Ne istediğimizi kestiremeyip bir dolu isteğin peşinden koşuyoruz.

Etrafımıza baktığımızda her varlık temelinde bir enerjinin farklı miktarlarda yoğunlaşmasıyla meydana gelmiştir. Lakin maddeyi var eden bu mevhumu hiçbir şekilde çözemiyoruz. Çünkü ne gözle görülür ne de elle dokunulur bir şey bu. Etrafımızda gördüğümüz her madde aslında bir madde değil, enerjinin yoğun bir halidir. Her şey bir varlığın binbir şekle dönüşmüş halidir aslında. Ama sen-ben farklıyız. Bedenimiz ‘bu’ dediğimiz halde, ondan ayrı bir de düşüncemiz var. Mesela etrafımızın farkına varabiliyoruz, maddeyi görüp ne olduğunu anlayabiliyoruz.

“Bir ormanın içinde bir ağaç düşse yaşlılıktan şimdi, kimse de görmese o ağaç gerçekten düşmüş olur mu?” der eski düşünürler. Şöyle bir düşünecek olursak insan da olmasa âlemin manası kalır mı? Bir sanat eserini gören olmasa sanatın ne anlamı olur? İşte, maddi tarafıyla insan, her varlık gibi bir; onu halife kılansa âlemi anlama yetisi ve duygularıdır.

İnsan bu âlemin gerekliliklerine, yani nefsine isyan ettikçe halife sıfatını yakalar, çünkü insanı insan yapan varlığa duyduğu merak, aslını bilme isteği ve âlemi anlama yetisidir. “Ben bilinmekliğimi istedim ve insanı yarattım.” lafzı buna işaret eder ki insan Allah’ın yansıması olan âlemi anladıkça O’nu anlamaya başlar. Yanlış anlaşılmasın, elbetteki salt ilim ile Hakk anlaşılmaz. Bu gördüğümüz âlem Allah’ın varlığındaki sonsuz âlemlerden sadece bir tanesidir. Her bir âlem ise bizde yani düşüncemizdedir. Rüyalarınızı bir düşünün kendi kendimize gerçekçi bir dünya yaratıp içinde yaşayamıyor muyuz? Peki bu âlemin rüyadan ne farkı var? Her gün aynı rüyaya kalkmaktan başka… O zaman maddenin birliği de bir perdedir, asıl olan mânânın birliğidir. Mânâda düşüncendeki varlıktır ki tüm mahlukatın düşüncesi Bir’dir. Bilinçaltında öyle bir varlık vardır ki bu varlık seni yönlendirir, sana ilham verir ve seni sen yapar. Onu dinledikçe o daha da dokunur hayatına çünkü bu dünya rüyasını da o yaratmıştır tıpkı diğer rüyaların gibi. Olmayanı oldurur, ölmeyeni öldürür de sen şaşıp kalırsın.

Tüm âlem O’nun emrindedir. Sen de öyle… Çünkü O senden gayrı değildir ve herşey O’dur. İşte o Hakk’tır, vahdeti ise Allah’tır. Kendine aynada bakıp bilmeye, anlamaya çalışan bir varlığız ve Allah’tan gayrı değiliz vesselam.

Yorumlar

  • (not be published)