İHANETLE SUÇLAMAK VE SUÇLANMAK

Eyüp Salih
Tarih Eylül 12, 2019, 8:42 am
8 mins

İnsanlar arasında sağlıklı iletişim kurulamadığından dolayı çoğu kez insanların birbirini suçlamaları havada uçuşuyor. Farklı düşünce veya farklı algılamadan dolayı, ilişkilerdeki memnuniyetsizliklerden kaynaklanan, insanlar arasında ihanet etmekle suçlamak veya birilerini hain ilan etmek adeta moda haline gelmiştir. Hayatın her alanında, yaşanan ilişkilerdeki farklı yaklaşımlardan dolayı ihanete uğradığını dile getirenlerin sayısı az değildir. Rekabet veya çıkarlar söz konusu olduğunda başkasını ihanetle suçlamak en kolay bir iş olarak görülmektedir.

İhanetle suçlamak bukadar kolay mı oluyor ?

Çin filozofu Lao Tzu :“ Büyük insanlar veda ederek gider, basit ve küçük insanlar ihanet ederek giderler”.

İhanet konusunu daha sağlıklı açıklamak için önce kelimenin anlamına bakmak gerekiyor. Sözlüklerde ihanet sözü için üç adet anlam yer almaktadır :” hiyanet, hainlik; sevgide aldatma, sadakatsizlik; gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme”.
Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te İhanet sözü için şu açıklamalar yapılmıştır: “ hainlik etme,arkadan vurma; göstermesi gereken bağlılığı göstermeyip vefasızlık etme; (aralarında evlilik veya aşk bağı bulunan kadın veya erkekten biri) başka bir erkek veya kadınla ilişki kurma, sevdiğini başkası ile aldatma; hor ve hakir görme, küçümseme”.

Farklı anlamlarla ifade edilen ihanetin hayatın her alanlarında yaşandığı bir gerçektir. İhanetten dolayı nice aşkların, sevgilerin sona erdiğine, ailelerin dağıldığına, acıların yaşandığına, iş ortaklıkların bozulduğuna, maddi ve manevi kazanımların kaybolduğuna, cinayetlerin işlendiğine ve daha nice olumsuzluklara sebebiyet verdiğine şahit olunuyor.

Ailelerin paramparça olması,mutlu yuvaların bozulması, çocukların mağdur duruma düşmesi, sevgi ve sadakatin tükenmesi, ihanetten kaynaklandığı görülmektedir. Eşlerden herhangi birinin ihanete uğraması hiç şüphesiz çok acı ve onur kırıcıdır. İnsanı canından yaralar, insan gururunu kırar. Eşlerin her şeye tahammül edebileceğini fakat ihanete asla, dediklerine şahit oluyoruz. Çoğu kez ihanetin asla affedilmeyen bir şey olduğu da dile getirilmektedir. Hata ve yanlışlara karşı insanların tepkileri farklı olur, ama ihanete karşı tepkinin çok sert olduğu hatta cinayetlere kadar götürdüğü görülüyor.
İhanet, insanlarda düş kırıklığı yaşattığı için kolay hazmedilmiyor. İhanete uğrayanlar ve uğratanlar arasında karşılıklı suçlamalarla yapılan eylemi birbirine yükleme çabası yürtülür.
İhanetin farklı çeşidinden mağduriyet yaşayanlarla ilgili yazar Nelson Berry’nin şu önerilerine kulak verilmelidir : “ İhanet hayattaki en kötü şeylerden biri ama bazen kaçınılmaz olarak başımıza gelebiliyor. Hiç ihanete uğradınız mı ? Bu hayatımızdan çıkarmaktan tereddüt etmeyeceğiniz bir tanıdık da olabilir, bir aile üyesi veya iş arkadaşı… Bu kasıtlı olarak ya da olmadan yapılsın, çoğu zaman ihanet bizi çok derinden etkiliyor ve eğer doğru şekilde ele alınmazsa bu durum bizi hayat boyu etkilemeye devam ediyor ”.

İnsanlar birbirini ihanetle suçlamak için çeşitli sebeplere baçvurduğu bir gerçektir, hatta kim kimin daha fazla ihanet ettiğini ispatlama çabasındalar bile.
Neden insan insana ihanet eder ki ?
İhanetin karşılığı ne oluyor ?

Bazen insan çok güvendiği, samimi bulduğu kişiler tarfından ihanete uğradığından şikayet ettiği bir gerçektir.
Amerikalı yazar Jay Asher : “Bana ihanet ettiğin için kızgın değilim. En başta sana güvendiğim için kızgınım”.

En ağır fakat insanların ağızlarından çıkan en kolay suçlama ihanet olmuştur. Kendi menfaat ve çıkarını meşrulaştırmak için hiç çekinmeden, düşünmeden ihanetle suçlama cesareti bulabiliyor insan.
Ya gerçekten ihanet edenler ?
Kişilerin karşılıklı birbirini ihanetle suçlaması ?
Yapılan bazı ihanetlerin çözümü vardır, fakat en önemlisi insanın kendine ihanet etmesidir. Çıkar uğruna, makam ve mevki uğruna kendine yaptığı ihanet insanı kişiliksiz yapar.
İhanet edenler birbirini affedebilir mi ?

Amerikalı roman yazarı ve şair Paul Auster :” Bir defa aldatan kişiyi affedersen, seni yine kullanır. Çünkü ihanet bir ruh hali değil, karakterin dökülüş biçimidir”.

İhanet eden bazan itiraf etmekten çekinmiyor. Çoğu kez insan ihanete uğradığını da açıkça ifade eder. Bazen insan ihanetin böylesi görülmedi diye ihanetin büyüklüğünü dile getirmekten çekinmiyor.Kişisel ihanetlerin ağırlığı ve sorumluluğu hiç şüphesiz büyüktür, fakat toplumsal ihanetler de yok sayılmamalıdır:
Doğaya yapılan ihanet.
Topluma yapılan ihanet.
Kuruma yapılan ihanet.
Vatana yapılan ihanet.
Millete yapılan ihanet.
Kutsal değerlere yapılan ihanet.

Dille söylenmesi çok kolay ve kendi ölçülerine göre başkalarına yapıştırılmaya çalışılan bir kelimedir aslında “ihanet “. Suçlayıcı ve dışlayıcı bir kelime…
Pekki ya sorumluluk yüklenenlerin ihaneti ?
Neden insan çok çabuk başkalarını “ihanet eden” olarak gösteriyor ?
Nereden bu cesaret ! Hangi hakla ! Hangi yetkiyle! Ne gibi özellikleriyle!
Şunu da düşünmek gerekiyor, yapılan ihanetlerin bedeli yok mu ?
Geleceğe ihanetin, umutlara ihanetin, huzura ihanetin, bedelini kim ödeyecek ?
Uygulanan şiddet bütün insanlığa yapılan ihanet değil midir ?
Emanate ihanet, verilen söze ihanet, anlaşma ve sözleşmeye ihanet, hayata ihanet…

Ah bu ihanet !
Ya ihanete uğrayanlar !
İnsanın geleceğini bir ihanetle bitirenler…
İnsanın duygularına ihanet edenler…

Hz. Mevlana “ Davet et, hayret et, af et, tövbe et ama, ihanet etme”.

“İhanet” demeden konuşmak bukadar zor mu oldu ki, karşıt görüşe cevap bulamayınca ihanet sözüyle cevap verilir. İhanetle suçlamak başkalarını küçük düşürmek, toplumda itibarsız kılmak için adeta bir yarış içindedir bazı insanlar. Birilerini ihanetle suçlamak, kendilerinin haklılığını ispat etmiş zannederler.

İhanetle suçlamadan, ihanetle suçlanmadan…

İhanet etmeden mutlu bir hayat dileği ile…

Bir Onceki Yazi

FEDAKARLIK

Yorumlar

  • (not be published)