Birçok Balkan araştırmacısının tartıştığı bir şeydir Romanya’nın Balkan ülkesi olması. Ancak, Balkan kelimesinin tanımından yola çıkarak da bu ülkenin Balkanlara ait olduğunu söyleyebiliriz.

Romanya’da resmi verilere göre yaklaşık 55 bin Türk yaşamaktadır. Türklerin bir kısmı Rumeli Türkü, diğer kısmı Tatar Türkü iken geri kalan kısmını da Gagavuz Türkleri kapsamaktadır. Türklerin çoğu Dobruca bölgesindeki Köstence, Mecidiye ve Tulça gibi şehirlerde yaşarken az da olsa Bükreş, Ottenia ve Braile gibi önemli merkezlerde yaşayan Türkler de vardır.

Özellikle 1777-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Berlin Antlaşması ile daha sonradan gelecek olan komünist dönemde buradaki Türk nüfus zorla veya kendi istekleri ile göçe etmiş ve Dobruca bölgesinde yaşayan varlıklı Türklerin de mallarına el konulmak istenmiştir.

Günümüz Romanya’sında yaşayan Türkler devlet bütünlüğüne bağlı ve herhangi bir sorun yaşamadan hayatlarını sürdürmektedirler. Ayrıca kurdukları derneklerle de anayasal haklarından faydalanmaktadırlar. Komünizm döneminde devletin böl-parçala-yönet stratejisini kullanmasıyla da Türklerin dernekleri kökenlerine göre ayrılmış ve ileriki dönemde bu gruplar tekrar birleşme düşüncesinde olsalar da sadece kağıt üzerinde kalınmıştır.

Romanya’da yaşayan Tatar Türkleri, kendilerini Tat, Keriç-Çongar ve Nogay olmak üzere üç kısıma ayırmışlardır. Ayrıca Türk olmasalar da Osmanlı Dönemi’nde Müslümanlığı seçen Çingeneler de bölgede büyük bir nüfusa sahiptir.

Türk azınlığın dini işleri Romen makamlar tarafından atanan müftüler tarafından yürütülmektedir. Osmanlı Döneminde yapılan yüzlerce camiden bugün sadece 70 tanesi ayakta olup ne yazık ki bu sayı orada yaşayan Müslüman topluluğa yetmemektedir. Camiler sadece bayram namazları ve cuma namazlarında açıktır.

Özellikle eğitim konusunda geçmiş dönemlerde Romanya’da yaşayan Türkler büyük sıkıntılar yaşamıştır. Osmanlı ve krallık döneminde Köstence, Babadağ, Mecidiye ve Tulça gibi şehirlerde medrese ve rüştiyeler ile birlikte köylerde açılan sıbyan mektepleri bulunmaktaydı. Ancak 1. Dünya Savaşı’nın ardından Seminaru’l-Müslüman isimli okul harici ne yazık ki hepsi kapandı. Sosyalist döneme girildiğinde ise Türkler arasında ırklar ayrılmaya ve Tatar Türklerine kiril harfleriyle yazılan kitaplar dağıtılmaya başlanmıştı. Bu şekilde de Rumeli ve Tatar Türklerinin güçlü bağı kopartılmaya ve ötekileştirmeye başlanmıştı 1957 yılında ise Türk okullarının hepsi kapatıldı.

Sosyalist düzenin bittiği 1990 yılından itibaren Türk okulları yeniden açılmaya başlandı. Ayrıca bu okullardaki öğretmen eksikliğini giderme maksatlı Köstence Pedagoji Koleji, Bükreş ve Köstence Üniversitelerinde Türkçe bölümlerine öğrenci alınmaya başlandı. Türkler, Romanya’da azınlık olarak önemli bir sayıda olsalar bile sahip oldukları okul sayısı çok azdır. Sadece Mecidiye’deki Mustafa Kemal Atatürk İlahiyat ve Pedagoji Lisesi ile birlikte birkaç anaokulu dışında ne yazık ki başka bir okulları yoktur.

Yazımızın sonunda Ulusal Egemenliğimizin 99. yılını kutlar, hayırlara vesile olmasını temenni ederim. Daha nice yıllara.

Yorumlar

  • (not be published)