Bahşedilen İdrak ve İnsan

Sinem Dilara Çimdiker
Tarih Mart 19, 2019, 9:27 pm
3 mins

Her gün yeniden ve yeniden doğan bir güneşin ardına sığınıyoruz.

Gün üstüne düşen tüm vazifeyi elinden geldiğince yerine getiriyor.

Güneş gün içerisinde seyrine devam ediyor.

Evren kendine ait tüm sorumlulukları hakkıyla ifa ederken insanoğlu bir karmaşanın içinde kendi kendine oluşturduğu fanusun içine hapsoluyor.

Bahşedilen idrakla birlikte yapması gerekenleri hakikatiyle kavrama süreci nedense insanoğlunda bir işe yaramıyor.

İrade bir türlü harekete geçmiyor.

Halbuki insan dünya karmaşası içine kendini kapatırken o istemediği sıradan hayatın içine dahil olmuş oluyor.

Ancak farkına varmıyor.

Rutin hayat durmadan çekiyor içine ve yaşam ister istemez günlük bir seyir halini alıyor.

Oysa adına yaşam denilen bahşedilmiş hikmet, tüm bunların ötesinde derin anlamlar içeriyor. İçerisindeki mana devşirilmediği sürece de kapalı bir kutu olarak kalmaya devam ediyor.

İnsanoğlu farkında olmasa da benliğinin esiri oluyor ve öz kıymetinin özgürlüğünden bi-haber kalıyor.

Mutlak özgürlüğün lezzetine varamayan insan ise ister istemez günümüz tabiriyle psikolojik rahatsızlıklara gark oluyor. Ve depresyon çağımızın hastalığı olarak insanlık tarihi üzerinde koca bir vurgun yapıyor.

Etrafta mutsuz insanlar, sinirli ebeveynler, çeşitli şiddet olayları, değerlerinden habersiz yetişen koskoca nesil…

İletişim olanakları günden güne artıyor lakin insanlar arası iletişim hiç olmadığı kadar azalıyor.

Bir anne, evladıyla konuşmuyor mesela. Bir evlat, anne babasıyla yapacağı bir nebze sohbeti telefonunda geçireceği saatlere hapsediyor.

Ya aynı evin içerisinde yaşayan eşler?

Hapsoluyorlar…

Adeta bir sessizlik hakim oluyor evde, duyulan tek ses ya televizyondan geliyor ya da evdeki herhangi bir teknolojik aletten.

Ya muhabbet?

Geçmişin lezzetinde saklı kalıyor…

Evrenin yaratılışından bu yana kainat kendisine verilen tüm sorumlulukları yerine getirirken insan günden güne azalıyor.

Gelişiyor, geliştikçe değişiyor ama değişirken artmıyor aksine fazlasıyla eksiliyor.

Öyle ya değerlerini kaybediyor.

Kendini unutuyor.

Özünden uzaklaşıyor.

Farkındalığını mazide bırakıyor.

Bir Onceki Yazi

GÖRÜNENDEN ÖTE

Yorumlar

  • (not be published)