Biraz gözlem ve internet aleminde olup bitenleri inceledikten sonra bugün yazmaya karar verdim yazımı. Daha fazla bekleyemedim çünkü.

Çoğunlukla Balkanlar ile ilgili yazılar yazsam da bugün oranın dışına çıkacağız. Konu malumunuz. Cuma günü namaz vaktinde Yeni Zelanda’da gerçekleşen o kalleş saldırı. Bu saldırıda hayatını kaybedenlere Cenab-ı Hakk’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileklerimi iletirim. Yaralılara da Cenab-ı Hakk, Şafiî ismi şerifiyle tecelli etsin.

Bu konuyu farklı bir açıdan ele almaya karar verdim. Üç gün boyunca sosyal medyada verilen tepkilerin ne olduğuna baktım. Ne yazık ki verilen tepkiler o kadar az ki. Yine de içimizi ısıtan görüntüler de yok değil. Saldırının gerçekleştiği günün akşamında Fenerbahçe maçında getirilen tekbirler, İngiltere’de “Sen namazını kıl. Ben seni korurum.” pankartıyla poz veren İngiliz vatandaşı, Almanya’da Müslümanlara sarılarak ağlayan bir Alman ve Avustralyalı bir Hristiyan bir futbolcunun attığı golden sonra anlamını bilmediği halde secdeye kapanması… İnsanlık adına çok güzel örnekler teşkil etti. Ancak bir durum var ki bu da beni oldukça düşündürdü. Siyasi olarak çoğu Arap devletinden hiçbir üst düzey açıklama gelmedi. Avrupa’dan verilen tepkiler ise o kadar cılız kaldı ki.

Yine sosyal medyadan devam etmek gerekirse; Türkiye’de sosyal medya fenomenlerinin ne yazık ki çok büyük bir kısmı bu saldırıya sessiz kaldı. Çektikleri her videoya beğeni veya kanalına abone dilenen bu sözde fenomenler takipçi kaybederim korkusuyla seslerini çıkaramadılar. Ancak başka bir yerde yapılan saldırıya söyleyecek bir şeyleri elbette oldu. Şimdi baktığınızda dilleri lal olmuş. Sizlerden ricam bu kanalları takip ediyorsanız onları bırakın. Şahsen ben öyle yaptım.

Terör olaylarını bizler şiddetle kınıyoruz. Çünkü çok uzun zamandan beri terör ile mücadele eden bir ülkeyiz. Terör örgütlerinin de kimler tarafından desteklendiklerini de çok çok iyi biliyoruz. Bunu kabul etmek işlerine elbette ki gelmiyor. Kendilerine yapılan terör saldırısında mangalda kül bırakmayan bu devletler Müslümanlara yapılan saldırılarda seslerini çıkartmıyorlar.

Müslüman değilim derseniz bir o da cevabımız var. Orada ölen bir insan. Hristiyan olsun veya ateist olsun bir kişi her neyse. O bizi ilgilendirmez. Ancak, bir terör saldırısı olduğunda hayatını kaybeden her insan için üzülürüz. Çünkü canı başkası tarafından alınıyor. Fransa’da gerçekleşen terör saldırılarında dünya ayağa kalktı. Ancak ölen Müslüman olunca seslerini çıkartamıyorlar. Yazık… Çok yazık.

Dün bir gazetede yazan bir habere göre bazı ülkelerde aşırı sağ örgütlerin silahlanmaya başladığı yazıyordu. Bunu da o ülkelerden birinin istihbaratı belirtmiş. Kolluk kuvvetin varsa ve bu istihbarat açık bir şekilde verildiyse aynı zamanda ülkende bireysel silahlanma yasaksa niçin bu örgütler açıklanıp mensupları göz altına alınmıyor? Bakın iş çok ciddi. Yeni Zelanda’da yapılan bu hain saldırı öyle boş bir şey değil. Organize edilen bir olaydır bu. Yakın zamanda (ki inşallah duymayız) bu Avrupa devletinde Müslümanlara yapılacak bir saldırı olursa şaşırmayın.

İslam’ı karalamaya çalışan bu ülkeler DAEŞ ve El-Kaide gibi terör örgütlerini Müslüman örgüt olarak gösteriyor. Müslüman demek değerlere saygı gösteren demektir. Can alan bir kişi nasıl olur da Müslüman olur? Lakin CHP lideri de saldırı günü yaptığı açıklamada yangına körükle gitmiş ve İslama karşı olan nefretini gözler önüne sermiştir.

Konumuza geri dönersek… Şimdi ne olacak? Bana göre şu anda gözaltında olan zanlının akli dengesi yerinde olmadığı ileri sürülecek ve ya gözetim altında tutulacak veya salıverilecek. Çünkü artık dünyada kişisel haklara saygı diye bir kavram kalmadı. Keşke dünyada herkes birbirine özelde inanç konusunda saygı gösterse. Keşke kişi karşısındakinin kendi gibi insan olduğunu hatırlasa. Olmuyor ne yazık ki. Olamıyor veya oldurtmuyorlar.

Son olarak Avrupalı devletlere ve içimizde bu dehşet verici olaya sessiz kalanlara bir sözüm var. O saldırıda 3 yaşında küçücük bir çocuk hayatını kaybetti. Belki bilmiyorsunuzdur. Biz hatırlatalım. İçiniz yanmadı ise eğer buyurun size fotoğrafı. Belki biraz duygulanırsınız.

Mucad Ibrahim (3)

Yorumlar

  • (not be published)