Geçtiğimiz hafta belirli zamanlarda Boşnaklara düzenlenen birtakım katliamlardan bahsetmiştik. Dillerinin unutulması konusunda da belli başlı bazı şeylere kısaca değinmiştik. Bu hafta bu konu üzerinde duralım.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Bosna-Hersek’i işgal ettiği andan itibaren, gerek yazı dili gerekse konuşma dili açısından Boşnaklar oldukça sıkıntı yaşamıştır. Özellikle o dönemlerde Hırvatlarda ve Sırplarda artan milliyetçilik düşüncesi ve bölgedeki Müslüman iktidarın çekilmesiyle Katolik ile Ortodoks düşünce Müslümanları ortadan kaldırmak yerine manevi değerleri üzerinde oynayarak inançlarını değiştirmeye zorlamıştır.

Bu adımın ilki Osmanlı Dönemi’nde devlet yazışmalarında kullanılan ve Boşnak Alfabesi’nin Osmanlıca yazılmasının engellenmesi ve ileriki dönemlerde ise yasaklanması ile başlamıştır. Yeni gelen iktidar sadece bu tarz yazıların dini eğitim veren yerlerde (medrese, cami ve dini okullar) kullanılmasına müsaade etmiştir. Ancak bu izin de bile büyük baskılar uygulamıştır. Onlara göre ortak düşman olan Müslümanların, birden değil ancak ve ancak yavaş yavaş kültürlerinden vazgeçeceğine inanmışlardır. Bundan böyle okullarda ve devlet yazışmalarında yeni getirilmiş olan Latin Alfabesi kullanılmaya başlanmıştır. Dini eser olarak 1878 yılında Salih Gašović, Mevlud isimli eserini Arapça yazabilmiştir.

Öte yandan Hırvatistan’da dil üzerine yapılan çalışmalarda sırasıyla Vuk Karadžić, Ljudevit Gaj ve Đura Daničić günümüzde kullanılan Latin Alfabesinin temelini atmıştır. İleriki süreçte ise 1878 yılından önce Sırp ve Hırvatların devlet görevlileriyle yapılan Viyana görüşmelerinde (1850) şu kararlar alınmıştır:

  1. Batı Balkanlar’daki Slavlar için ortak dil
  2. Dil Sırp-Hırvatça veya Hırvatça-Sırpça olarak adlandırılacak.
  3. Kiril ve Latince harfleri dilde eşit olarak kullanılacak.
  4. Fonetik açıdan – her ses için bir harf olacak.
  5. Yazım kuralları da fonetiğe göre belirlenecek.

Belirlenen bu kurallar Boşnaklar için bir felaketle sonuçlandı. Çünkü kendilerine ait olan ilk alfabe olan Bosanćica (Bosançitsa) denilen ilk alfabenin artık tamamen yok olmasına sebep olmuştur. Günümüzde bu alfabeyi bilen neredeyse hiç kalmamıştır. Viyana görüşmesinin ardından 04.10.1907 tarihiyle birlikte Boşnak dili ibaresi dönemin Sarajevo hükumeti tarafından kaldırılmış ve yerine Sırp-Hırvat Dili ibaresi getirilmiştir. Hemen bir sene sonra da Gramatika Srpskog-Hrvatskog Jezika (Sırp-Hırvat Dili Grameri) adıyla bir kitap çıkartılmıştır.

Yapılan bu sözde reformlara karşı Boşnak yazarlar karşı çıkarak yine Boşnak Dili’nde eserler yazmışlardır. Bu yazarlardan bazıları Mehmed Handžić, Hasan Kikić, Edhem Mulabdić gibi devrin önemli isimleri olmuştur. Özellikle Mehmed Handžić yazmış olduğu Islamizacija Bošnjaka (Boşnaklarda İslamiyet) adlı yazıyla dönemin yönetimine adeta bir cevap vermiştir. Yazının konusu yönetimsel olmasa bile yazılış dili tamamen Boşnakça olmuştur.

Dil üzerindeki baskılar 1992 yılına kadar sürmüş ve 1995 yılında savaşın bitmesiyle tamamen özgür olmuştur. Ancak 1878 yılından itibaren dil üzerinde başlayan zorbalıklar Boşnak halkından birçok şeyi alıp götürmüştür. Son olarak Bosna-Hersek’in en önemli yazarları arasında gösterilen Alija Isaković’in söylemiş olduğu bir sözünü sizlerle paylaşalım:

“Boşnak Dili her zaman var olmuştur. Boşnaklar zamanla isimlerini değiştirmiş olabilir (İslam inancından dolayı). Ancak dillerini hiçbir zaman değiştirmemişlerdir.”

Yorumlar

  • (not be published)