Eğitimde Bir Sistem Oturtmak

Yabende
Tarih Ekim 17, 2018, 2:32 pm
9 mins

Yıllardan beri herkesin de kabul edeceği gibi en büyük sıkıntılarımızdan biri eğitimdir.
Sistemlerin sürekli değiştirilmesi ve bunun sonucunda kalitesizleşme ile birlikte ideolojilerin eğitime zerk edilmesiyle Eğitim mecrası kurudu da kurudu.
Eskiden az sayıda okul vardı. Herkes okula gitme fırsatı bulamıyordu.
Gidenler de sağ-sol çatışması, ideolojik kavgalar yüzünden ne ders görebiliyordu ne de rahat bir nefesle okula gidebiliyordu.
Nesiller böyle heba edildi durdu.

Bugün birçok okul var. Herkesin okula gitme imkanı var ancak ortada kalite yok!
İlkokul ve lise eğitimleri alt düzeyde ve çocuğa katkısı olmuyor.
Çocuk okuma yazma, düşüncesini ifade etme, denemeler yazma, düşünme ve yorumlama, analiz etme, birçok bilgiyi bir arada kullanarak yeni şeyler üretme gibi bir süreç yaşamıyor.
Ezberle sınava gir, yüksek puan al ve sınıfı geç ve sonrasında unut endeksli olarak yıllarını geçiriyor.
Sonra üniversiteye gidiyor.
Zaten şimdi üniversite kazanmak kolay!

Her yerde her ilde bir üniversite açılıyor.
Ancak üniversiteler de lise seviyesinde! Bilim yapılmıyor, ilim üretilmiyor!
Rektörler öğrencilerin çoğunluğuyla övünerek bir şey yaptıklarını zannediyor.
Sorsanız öğrencilere ne imkanlar sunuyorsunuz, ne üretiyorsunuz, öğretmenlerinizin kaçı yurtdışında isim yapmış ve dünyada önde gelenler arasında yer alıyor.
Yurt, yemek imkanı sunuyor musunuz?

Her ilden hükümete talep geliyor bize de bir üniversite açın diye! Maksat bölge kalkınsın, öğrenci gelsin ve rant kapısı açsın. Öğrencileri yolunacak tavuk olarak gören kesimler var.
Öğrencinin olduğu yerde kira artar, yemek fiyatları artar, gıda fiyatları yukarı çıkar.
Öğrencinin elinde ise üçbeş kuruş! Ailesinin ordan buradan keserek gönderdiği bir de aldığı burslarla geçinmeye çalıştığı kesimdir öğrenci! Para içinde yüzen değil!
Öğrenci kitap alıp araştırma yapmak için harcayacağına parasını kendine yemek bulmak ve barınmak için harcıyor.
Böyle bir iş olmaz efendiler!
Öğrenci geçim kapısı olamaz! Değiştirin şu kafanızı! Bedavadan para kazanacağınıza oturun da adam gibi çalışın!

Diğer taraftan hükümete gelince her yere üniversite açmak “ben bu işi öylesine yapacağım” demekten başka bir şey değildir.
Üniversiteler bilim yuvasıdır.
Bugün doğru düzgün Arapça, Farsça, Osmanlıca bilen uzman çok az.
İmam Hatiplerden İlahiyatlara kadar öğrenci yığılması var ama üç beş okul hariç doğru düzgün eğitim veren yok!
İlahiyatlardan çıkan uzman, işinin ehli dünyaya mâl olan insan yok denecek kadar az!
Hep yaşı ilerlemiş profesörlerle karşılaşıyoruz.
Profesorler de doğru düzgün öğrenci çıkmadığından yakınırlar ama kimse de insan yetiştirmeden yana olmaz.
Varsa yoksa kendilerine itaat eden ve hizmet edecek olan köle arayışı içindeler.
Bir şeyler vereyim, beni geçen öğrenci olsun gayesi taşıyan çok az üstat var.
Gerisi sürekli ön tıkama peşinde! Sınıfa girip “benim burada ne işim var, makale yazacağıma ders veriyorum” diyerek öğrencileri aşağılayarak bakan bir bakış açısı yerleşmiş halde!
“Nesil yetiştireyim, o nesiller bir şeyler üretsin ve insanlığa katkıları olsun” diye düşünen çoğunlukta değil!
Unvan kazanma, kendini ön plana çıkartma, öğrencilerin, araştırma görevlisi olanların, asistanların yazdığı makaleleri ve araştırmaları kullanarak kendi isimleri altında kitap çıkarma sevdası peşinde koşuyorlar.

Hümanist ilimlerin yanı sıra pozitif bilimlerde de aynı durum söz konusu!
Hümanist ilimleri gibi pozitif bilimleri de öyle herkese sunamazsınız.
Öğrencileri seçeceksiniz! Bu konuda istidadı olanları alıp yetiştireceksiniz
Yetişen öğrencilere her türlü imkanı sunarak ne gerekiyorsa vereceksiniz.
Yurt dışı eğitimi, araştırma gezileri, her şey!
Bu öğrenciyi ufaklıktan seçeceksiniz. Çocuk yaşta ona ilim ve bilim vermeye başlayacaksınız.
Aileleri bu yönde eğitim vererek bilinçlendireceksiniz.

Aileler de yetmez öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerle ufkunu açacak ve insan sarrafı haline getireceksiniz.
Öğretmen gerekirse öğrencinin durumuna göre öğretme reçetesi çıkaracak.
Kişiye özel programlar hazırlayacak.
Ama bir sınıfta 40 öğrenci olursa o öğretmen hangisine yetişecek!
Farklı ve kalıcı öğretme yöntemleri bilen öğretmenlerimiz olması gerekiyor.

Dahası öğrenciyi tatile odaklı vaziyetten çıkarmak şart!
Üç ay tatil yapan başka bir ülke yoktur!
Gelişmiş ülkelerde öğrenciye üç ay tatil verilmez.
Tatiller bölünerek ve azaltılmış halde verilir.
Bir öğrenciyi üç ay boyunca boşa alıyorsunuz sonra öğrenci üç ay sonunda okula adapte olmakta zorlanıyor.
Derslerin süreleri ve derse giriş vakitleri ona göre belirlenmeli.
Öğrenciye yoğun ama verimsiz eğitim verileceğine, yoğun ancak verim alınabilecek öğrenciyi sıkmadan öğretecek yöntemler belirlenmeli!
Öğrenci sınav odaklı değil, öğrenme odaklı olmalı, öğrenmeyi ve üretmeyi sevmeli!
Öğretmenler de öğretme sevdasında olmalı, idealist öğrenciler yetiştirilmeli!
Her öğrenci okuyacak odaklı da olunmamalı.
Eğitim, pozitif bilim ve manevi ilimler layık olana verilmeli!
Herkesin yaratılışı farklıdır.
Çocuklar yeteneklerine ve başarılı olacakları alanlara sevk edilmeli.
Sanatsal kişiliğe sahip olan bir çocuğa avukat ol o meslekte daha fazla para var diye yönlendirirsek işte biz hem sanatsal yönden hem bilimsel hem de hümanist ilimler yönünden çökeriz.

Bunu yapmak inanın zor değil!
Önce bir mantalitemizi değiştirmemiz gerekiyor.
Bu sistemi oturtmak ise çok kolay! 10 yılda sistemi oturtup öyle nesiller yetiştirebiliriz ki ülkemiz şaha kalkar.
Önce bunu istemek lazım!
Geçici politikalarla anı kurtarmak olmamalı işimiz!
Tepki alırız, onun bunun rantı kesilir korkusuyla da hareket edilemez.
Kim ne derse desin, öğretmenler ve öğrenciler zorlanacak diye velilerin işine gelmeyecek düşüncesiyle davranılmaz.
Çocuğunu seven ve ülkesine aşık olan her bir birey bu sistemin arkasından gider.
Gitmeyenler ise zaten ülkesine faydası olmayanlardır.

Bizim amacımız, arzumuz nesil yetiştirmek yani İnsan yetiştirmek olmalı!
Para kazanmaya odaklanmış, okumayan, araştırmayan, fikri olmayan, düşünmeyen zombileşmeye doğru ilerleyen nesilllerle bir yere varamayız.
Böyle nesillerin olduğu ülke batar, zincirlere mahkum olur.
Bu millet eğer bir hükümete oy veriyorsa o hükümet de böyle idealler peşinde olmalı!

Devrim yapacaksak bu alanlarda devrim yapalım.
İhtilal olacaksa böyle alanda ihtilal olsun.
Sosyal alanlarda değişime hem de köklü değişime gidelim.
İşte o zaman tarihe geçer ve gönüllere nüfuz edersiniz.
İşte o zaman Müslüman alemi yükselir.
Başka türlü olmaz efendiler, olmaz!

Nazlı Yayıntaş

Yorumlar

  • (not be published)