AYRILIK; BİR GARİP VUSLÂT MİZANSENİ…

Erol Erbiçer
Tarih Mayıs 15, 2018, 8:14 pm
4 mins

Ayrılık deyince, hemen hüzün kaplar kâlbimizin canlılığına, çehremizin tebessümlerimize ve düşünlerimizin özgürlüne…

İstisnâsız her insan ayrılık yaşamıştır. Kimi bebek anasından, kimi evlat babasından, kimi sılasından, kimi sevdiğinden, kimi mahlûk ise yuvasından ailesinden… İstenmez ayrılık. Sebepleri istense de gün gelip ayrılık demi vukû bulunca istenmez. Geri dönüşsüzlüğe perçinlenmiş ağlayışlar temel olur bazen.

Bazense bir es verme, fâsıla olur ve vuslat kokusu daha ayrılırken vardır. Yalancı ayrılıkların bile bile teslimi oluruz bazen.

Bazense kavuşma ayrılmanın kendisi olur. Ayrılık hasreti körükler, hasret sûzan bir ateşi, ateş yangınları, yangınlar kor eder kâlpleri; düşüncelerden başlayan yanmalar temizler ayrılık dediğimiz beşeri engelliliği…

Biz var’oluştan bu yana sevdik ayrılığı. Ayrılık vuslatı getirecektir çünkü.

“Kün” olduğunda ayrılık başladı. Yana yana, âlemler üstüne âlemler “ol”urken şifre var’oluşun başlangıç nedeninde gizlendi.

“Elestu birabbikum” (Araf 171, 172) sorulduğunda ayrılık vâki olmuştu. “belâ” diyen Rabbini bilen ruhlardı. Ve Rabbini dileyen.

Biz tasavvuf ehli olarak gayeliyiz, farklıyız. Herkes gibi düşünmeyiz, gelişiriz, değişiriz, yolda gelişi güzel yürümeyiz. Herkesin inancına, itikadına hürmetkârız, bizim gibi olmasını da beklemeyiz, istemeyiz. Çünkü biz elest bezminde benzediğimiz gibi, toprağımız bir, biz bize benzeriz. HŞY

Elest bezminden bu yana öz’e olan iştiyâk ve doğal bir’leşme hâlimiz, muhabbet kilidiyle kilitlenmiş ve aşk anahtarı Sevgili’nin nazarına nakşedilmiş âdeta.. Nazar; bazen bakış, tebessüm, mesafesiz dokunuş, ismini anış, anarken titreyiş, kendini veriş ve bazen binlerce mesafede aynı anda aynı hissi yaşayıştır…

Ve Seven hep ister, Sevilen hep duyulabilecek en yüksek sevmelerle bulunsun ister. Naz Sevilene, niyâz, iştiyâk, ateş ve her zerresini tüketircesine istemek sevene yakışır. Sevilen kıskanır, sakınır.

Ve ayrılıklara alışılmaz. Her ayrılıkta cân yanar. Yanmaklık onu cân yapar.

Ey Sevgili! Sen’in ayrılışta râh-ı cemâlin var
Bu dem yine, hasretinde bûyu gülzârın var
Dost’un yanar, hâlim kalmaz tek bir nefesim var
Halîm yanar, destin bulmaz firâk vuslâtım var

Sevmeler yegâne buluşma noktası. Ayrılık kadîm bir bütünlüğün ve tam’lığın aksi. Ve cânı kurban edercesine istemek teveccühün var’lık sebebi. İsteyelim fütûr bilmeden, isteyelim Sevgili’yi beden yitip gitmeden, isteyelim aşk etmişken dilden dîle… İsteyelim TEK bir bütünü, Azîz ve Halîm olan Allah’ın Vedûd sevdasıyla… İsteyelim almaları unutup ne varsa verircesine ve isteyelim ben’leri yitirip Sen’leşircesine…

Yorumlar

  • (not be published)