GENÇ TASAVVUF-ÇULAR…

Gülşah Erbiçer
Tarih Mayıs 15, 2018, 3:53 am
5 mins

Geçtiğimiz 12 Mayıs Cumartesi günü Amasya’da harika bir sempozyuma iştirak ettik.

İzmir’den başladığı yolculuğumuz. Perşembe gecesi çıktığımız yolda Cuma günü öğle vakti gibi vardık otelimize. Valizlerimizi odalarımıza bıraktıktan sonra Yeşil Irmağın şehrin boynuna nasıl sarıldığını seyreylemeye daldık.

İlk kez bulunduğum bu şehrin dağı, taşı, havası kısmen Manisa’ya ama çoğunlukla Kosova’nın Prizren şehrine benziyordu. Gezerken her an Türkçe yazılar görmek şaşırtıyordu. Sanki Prizren’de geziyor gibiydim. Ve şehir adeta capcanlıydı. Yeşil Irmak dahi bizi selamlıyordu dağın yamaçlarında süzülürken. Maneviyatını bizlere sunarken insanın şiirler, methiyeler yazmasını adeta teşvik ediyordu.

Genç Tasavvufçuları Destekleme ve Geliştirme Derneği (GTDGD)’nin üçüncüsünü düzenlediği “III. Uluslararası Bakü’den Balkanlara Halvetilik Sempozyumu-Amasya” geçtiğimiz cumartesi günü Amasya Belediyesi Atatürk Kültür Merkezinde geçekleştirildi.

Sempozyum dernek tanıtım filmi ve sempozyum fragmanı ile başladı. Ardından küçük bir sürpriz…

Dernek bünyesine bulunan yaş aralığı 13 ila 7 yaş arasında, “Kitap Kurdu Okuma Kulübü”nden olan 7 çocuk Niyazî-i Mısri Hz.’lerinin

“Zat-ı Hakk’da mahrem-i irfan olan anlar bizi
İlm-i sır’da bahr-i bi-payan olan anlar bizi”

şiirini aşk ile okudular.

Sempozyum bu taze kalplerin heyecanı ve coşkusuyla muazzam başladı.

Bu genç canların akabinde GTDGD Başkanı Sühendan Erdin hanımefendi onların arasından birini bizlere tanıttı. Haktan Topuz genç can..

Öyle bir can ki, öyle bir kalp ki koca koca hocaların, araştırıp yazılan bildirilerin yanında kısacık konuşması herkesi kendine hayran bıraktı adeta. Evvelinden izlediği uzay belgeselini anlattı ve kendince yaptığı benzetmeleri aktardı. Heyecanı vardı elbette ama uzayda var olan yolları Allah’a ulaşabilecek olan yollara benzeterek, Allah’ın yollarının sonsuz olduğunu sözlerine öyle güzel anlattı ki;“Yeter ki bizde uzaydaki yolumuzu bulalım ve bu yolların birinde yürüyelim inşallah” dedi.

Bu güzel can öyle muazzam cümleler kurdu ki dinlemenin önemine vurgu yaptı. Kullandığı ifadeleri ise 8 yaşında bir çocuk olmasına rağmen çok güzel birleştirdi. Haktan, dinlemekten bahsederken ise “Manevi babam olan Hasan Efendi’nin çok güzel bir kitabı var. Adı ‘Dinle HŞY’den’.. içi çok güzel nasihatler ile dolu. İşte bu sempozyumda da güzel nasihatler sunulacak ve bende onları dinleyerek kalbime indireceğim ve geleceğe yansıtacağım inşallah. Çocuklara değer verilen tüm yollarda buluşabilmek dileğiyle. Derneğimizin Başkanına bu konuşmayı yapmama imkan verdiği için ona çok teşekkür ediyorum ve onu çok seviyorum” dedi. Sanki vedud sevdanın bir tezahürü gibiydi..

Sekiz yaşındaki bir çocuğun bu sözleri ile başladı sempozyum. Tazecik bir kalbin, tertemiz bir gönlün sözleri birden ısıttı tüm çehreleri, zihinleri.. Sonrasında hangi akademik bir bildiri bu kadar içten ve sıcak olabilirdi ki? Sıcacık ve içten… Boncuk boncuk bir çift göz, pırıl pırıl bir nefes ilk evvela sözü aldı.. Genç Tasavvuf-çular böyle başladı.. Sempozyumdan bundan daha önemli ne anlatıla bilinir ki?.. Gönlüm ve aklımda sempozyumdan an diri bu can kaldı.

Gerçekleştirilen dört oturumu asla azımsamıyorum. Çok kıymetli bilgiler edindik. Can kulağı ile dinleyip iştirak eyledi. Ama Haktan bambaşka bir hava, nefes, can katmıştı.

Ve..

Haktan’ında söylediği gibi, çocuklara değer verilen tüm yollarda buluşabilmek dileğiyle…

Yorumlar

  • (not be published)