“MIZRAK UCUNA KUR’AN YERLEŞTİRİLDİĞİ ZAMANA DÖNDÜK”

Yabende Tasavvuf
Tarih Nisan 17, 2018, 7:09 pm
9 mins

Diyanet İşleri Başkanlığının İstanbul’da düzenlediği “Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi”ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mızrakların ucuna Kur’an-ı Kerim sayfası yerleştirildiği zamana döndük” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığının İstanbul’da düzenlediği “Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi”ne katıldı.

Zirvenin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Müslümanların kanı, canı ve hayatı söz konusu olduğunda sergilenen çifte standart karşısında bizim sahada olmamız gerekiyor” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Batılı güçlerin işin ucu çıkarlarına dokununca neler yaptıklarını, ortalığı nasıl ayağa kaldırdıklarını hepimiz görüyoruz. Mesele petrol, altın, elmas, pazar payı olunca kan kokusu almış köpek balığı gibi binlerce kilometre öteden koşup geldiklerini de biz çok iyi biliyoruz.”

“Mızrakların ucuna Kur’an-ı Kerim sayfası yerleştirildiği zamana döndük”

Aradaki farklılıkların asla kardeşliğe, muhabbete mani olmadığını belirten Erdoğan, binlerce kilometre ötede olunsa da kıblenin ve kalplerin yönünün bir olduğunu söyledi.

“Rabbimiz, Hucurat Suresi’nde bu hakikati ‘Müminler ancak kardeştirler’ diyerek ifade ediyor. Bizde ayrım yok. Ama ayrım var mı? Ne yazık ki var. İşte bunu şu anda son dönemlerde özellikle İslam dünyasının belli bölgelerinde acımasızca yaşıyoruz. Hep söylüyoruz. Öldüren ‘Allahuekber’ diyor. Ölen, o da ‘Allahuekber’ diyor. Sorulduğu zaman o da İslam için, Allah için öldürüyor. Ölen o da Allah için ölüyor. Bu nasıl bir şeydir? Bunu anlamak, atlatmak mümkün değil. Gerilere döndük. Mızrakların ucuna Kur’an-ı Kerim sayfalarını yerleştirmek suretiyle nasıl o geçmişte, bizim önderimiz durumunda olanlar öldülerse, şimdi tekrar oralara döndük. Öyleyse bizim bunu tekrar ele alıp bu işi düzeltmemiz lazım.

Yüce Mevla, Hucurat Suresi’nin devamında bu hukukun gereği olarak ‘Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin’ emri ilahisiyle bize bugün yapmamız gerekeni emrediyor. Müslümanlara kardeş olduklarının hatırlatılmasından hemen sonra arabuluculuk vazifesinin de verilmesi çok dikkat çekicidir. Hayatın doğal akışı içinde Müslümanlar arasında ayrılıkların, anlaşmazlıkların, kimi zaman dargınlıkların, hatta kavgaların, çatışmaların olması ne yazık ki kaçınılmaz hale geliyor. Bunu siyasette de yaptığım işin içinde de ne yazık ki yaşıyorum. Bundan sıyrılamıyoruz. Niye? Emre uymadığımız için. İçimizdeki en büyük düşmanı, cihad-ı ekbere gidiş olayını kavrayamadığımız için. O da nefis.”

“Kendi kabuğumuza çekilemeyiz”

Birçok yerde etnik ve dini kimliğinden dolayı şiddet gören, eziyet çeken milyonlarca Müslüman olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“O Arakan’daki kardeşlerimizin, o yaşamları… Daha bir hafta önce durumlarını öğreneyim istedim; maalesef hala 600 bin, Bangladeş’te ciddi sıkıntılar içerisinde yaşıyorlar ve tabii yapmak istediğiniz yardımı vesaire bunları da yapamıyorsunuz. Diyoruz ki oralara da ulaşalım, oralara da bir şeyler yapalım. Bakıyorsunuz onların da kendilerine has mazeretleri var. Misyonerler tarafından din değiştirilmeye zorlanan, evlatları kendilerinden koparılan 10 milyonlarca Müslüman bulunuyor. Kardeşlerim; sizler dünyanın farklı köşelerinde yaşayan Müslüman kardeşlerim olarak, Müslüman azınlıklar olarak bu sorunların ekseriyetini bizzat tecrübe ediyorsunuz. Sizler bulunduğunuz ülkelerde İslam karşıtı dalgaya doğrudan muhatap olan herkesten önce göğüsleyen insanlarsınız. Bu süreçte sizlerin duruşu, tavrı ve mücadelesi çok önemli. Bakınız giderek kötüleşen bu tablo karşısında Müslümanlar olarak bize düşen görev bellidir. Biz asla saldırılar karşısında sinemez, kendi kabuğumuza çekilemeyiz.”

“Milliyetini bilmek ve kavmiyetçilik arasında ince bir ayrım vardır”

Etnik ve kültürel farklılıkların, kardeşlik hukukunu zedelemesine, müstebitlerin elinde fitne aracına dönüşmesine müsaade etmemeleri gerektiğini dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Milletini, milliyetini bilmek ile kavmiyetçilik yapmak arasında ince ama derin bir ayrım vardır. Her kim etnik aidiyetini dini kimliğinin önüne koyuyorsa o asabiyeti cahiliye, yani kavmiyetçilik hastalığına yakalanmış bir kişi demektir. Çünkü biz, Türk, Arap, Acem, Afrikalı, Peştun, Somali, Malay, Hindli, Kürt olmaktan önce Müslümanız. Bu kimliklerin tamamı İslam kardeşliğimizin karşıtı, alternatifi değil tamamlayıcısı, mütemmim cüzüdür. Biz, inancımız gereği yaradılanı yaratandan ötürü severiz. Biz, insanı insan olduğu için, eşrefi mahlukat olduğu için severiz”

Hz. Muhammed’in de Veda Hutbesi’nde, “Ne Arap’ın Arap olmayana ne de Arap olmayanın Arap olana üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak takva iledir.” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müslüman ortak paydasında buluşmaktan, birbirimizi Allah için, onun rızası için sevmekten başka bir çıkış yolumuz yoktur. Bu temel düsturları hayata geçirdiğimiz takdirde hem kendi aramızda birlik ve beraberliğimizi perçinleyeceğimize hem de küresel planda çok daha güçlü bir konuma geleceğimize inanıyorum” dedi.

“Müslüman hak ve adaletin tecellisi için çalışmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, meşru mücadele sebebiyle kendilerini kıyasıya eleştirenlerin Filistinlilerin kameraların önünde kurşuna dizilmesine ses çıkarmadığına dikkati çekerek, “Ülkemizi kimi hırsızlık, kimi gasp, kimi terör suçundan hapse atılan sözde gazeteciler üzerinden suçlayanlar, tek suçu İsrail’in katliamlarını belgelemek olan gazetecilerin infaz edilmesine adeta alkış tutuyorlar. İslam ülkelerini azınlık hakları konusunda sıkıştıranlar, birçok Afrika ve Asya ülkesinde Müslüman azınlıklara yönelik etnik temizlik faaliyetlerini görmüyorlar. Bu riyakarlıkların, bizi yolumuzdan ve haklı mücadelemizden alıkoymasına izin veremeyiz. Müslüman, i’lay-ı kelimetullah için tüm dünyada hak ve adaletin tecellisi için çalışmak zorundadır.” diye konuştu.

Erdoğan, Müslümanların emrolundukları gibi olursa Allah’ın inayetiyle önlerinde durabilecek hiçbir fani güç olmadığını belirterek, kalpleri, hedefleri, inançları, umut ve sevdaları bir olan topluluğun aşamayacağı bir engel bulunmadığını kaydetti.

 

Yorumlar

  • (not be published)